Türkiye Ulaşım ve Turizm Rehberi, Türkiye Haritası, Otobüs ve Havayolu Firmaları
Türkiye Ulaşım ve Turizm Rehberi
  • 31 Temmuz  2010, Cumartesi
Türkiye Ulasim Rehberi

Tatil cennetleri

Şirin Bir Köy: Şirince


Tarih

İlk yerleşimin ne zamana ait olduğu bilinmeyen bu ufak köydeki en eski yapı hellenistik döneme ait. Yapının aslında Efes’in kurulduğu dönemden kalma bir kule olduğu tahmin ediliyor. Bu yapı daha sonraları Bizans döneminde değişikliklere uğrayarak manastır olarak anılmaya başlanıyor. Kırkınca olarak da bilinen köye ait en eski bilgiye ise bir yazarın gezi hatıraları arısından ulaşılıyor. Yazarın anlattığına göre bu şirin köy, Efes dönüşünde bir konaklama merkezidir. Yazar rehberi ile birlikte köye ulaşıyor ve sonrasını işte böyle anlatıyor. :“... Onun rehberliğinde atlarımızla Efes hisarının altından birbuçuk saat süren yorucu ve uzun ama zevkli bir yoldan ve çağlayanlı bir derenin bulunduğu iki tepe arasında gittik. Her iki yanımızda sarkan mersin, zakkum, katırtırnağı, erguvan, leylâk ve diğer haz verici ağaçların koyu gölgeleriyle ağırlandık...

Eşkiya diyarı olan köy 1780’li yıllarda Osmanlı egemenliğine girer. Pek çok yerde yapıldığı gibi buraya da vergi elde etmek ve toprağın işlenmesi amacıyla Rumlar yerleştirilir.
Köy tahmin edileceği üzere hızla kalkınır. O dönemler inciri ön planda olan Kırkınca, bir diğer adıyla ise Çirkince, Osmanlı İmparatorluğu’nun en büyük iki incir ihracatçısını yetiştirir.
Köylünün kemerini altınla dolduran incir! Sadece Aydın ilinde değil, bütün Doğu’da, Avrupa ve Amerika’da bile ün salmıştı incirlerimiz. Derisi var mı, yok mu anlayamazdınız, öylesine inceydi; Anadolu’nun o canım güneşiyle ballanmışlardı.
Çirkince’de yaşamış Yunanlı bir yazar da işte böyle bahsediyor o meşhur incirlerden.
İncirle kalmamış elbet Çirkince’nin toprağında yetişip, dünyayı gezen ürünlerimiz. Dönemin önemli ihraç maddelerinden biri olan tütün de Çirkince’de yetişiyormuş.
Günümüzde restoran olarak kullanılan Rum okulunun da incir tüccarları tarafından yaptırıldığı tahmin ediliyor.

I.Dünya Savaşı, Anadolu’da da etkisini gösterince, Kırkınca Köyünde yaşayan gençler “Amele Taburu” adı verilen özel birliklere alınırlar. Taburdan kaçanlar ise dağlarda çetelik yaparlar veya Yunanista sığınarak direnişe katılırlar. Savaşın sona ermesiyle sağ kalanlar köylerine döner. Yunanlı yazar o yılları işte böyle aktarıyor:
"Almanlar mühimmat depolarını olduğu gibi eski Efes’te bırakmışlardı. Mondoros Mütarekesi’nin emrettiği gibi, bu depoları müttefiklere teslim etmekle görevli Türk jandarmaları ise kaçmıştı. Ve Kırkıca Köyü’nün sakinleri, karanlık bastırdığı andan itibaren eski Efes’in yollarını arşınlayarak depolardaki bütün silâh ve patlayıcı maddeleri köye taşıdılar. Ve ancak o vakit hür hissettiler kendilerini. Kamburu çıkmış sırtlar birden düzeldi...

1919’da İzmr’in işgaliyle gelen Yunanlar Kırkınca’da kendini Yunan kabul eden Rum gençlerce karşılandı ve Yunan Ordularına gönüllü olarak katıldılar. Başlarında Yunanlı subaylarıyla bağımsız alaylarını oluşturdular. Sevr Antlaşması ile daha da cesaretlenen bu gençler, Batı Anadolu’yu paylaşma hedeflerine gittikçe yaklaştıklarını düşünmeye başlamışlardı. Ancak Kurtuluş Savaşı’nı sona erdiren Büyük Taarruz ve takibinde 9 Eylül 1922 İzmir’in kurtuluşu ile hayallerini gerçekleştiremeyeceklerini fark eden rum köylülerin büyük bir çoğunluğu Yunanistan’a göç ederler. Kırkınca da boşalan yerlendendi ve o eski canlılığını yitirmiş görünüyordu ta ki Selanik, Kavala ve Provusta’da yaşayan Türkler’in buraya yerleştirilişine dek.
Cumhuriyet yıllarında İzmir Valisi olan Kazım Paşa buraya yaptığı ziyareti sırasında Çirkince adıyla bilinen köyü Şirince yapar.Paşa’nın “Böyle güzel bir yer Çirkince olamaz; olsa olsa Şirince olur.” sözleri bugün hala halk tarafından söylenir durur.

eski-sirince

Şirince - İsabey Camii

 

 

Yenilikler, indirimler...