Tatil cennetleri ›
Şirin Bir Köy: Şirince
Gezilecek Yerler
Su Kemerleri
Çirkince Boğazı’ndan Şirince’ye doğru giderken solda gördüğünüz kemerler, Bizans dönemine aitler ve Saint-Jean Kilisesi’ne su ulaştırmak amacıyla yapılmışlar. Ne başı ne de sonu olan bu kemer Belevi’nden başlayıp karayoluna paralel gidiyor, vadiyi aşıyor…
Belevi Mezar Anıtı yakınlarında bulunan su kanallarına ait izlerin de bu sisteme ait olduğu tahmin ediliyor.
|
|
| Şirince - Su Kemerleri |
Sütini Mağarası
Selçuk- Şirince yolu üzerinde uçurum bir kayalıkta bulunan mağara 13.yüzyıl hatıralarından.
Girişte Hristiyan azizlerine ait fresklerle karşılanıyorsunuz. Duvarlarda ise Çirkinceliler tarafından kazınmış yazılar gözünüze çarpıyor. “Tanrı'nın kölesi Sotirikos”, “Ey İsa! Yardım et!” ve daha pek çoğu…
Yunanlı yazar Dido Sotiro burada da karşımıza çıkıyor ve romanında mağarıyı şu sözleriyle anlatıyor okuyucularına:
“...Mağaranın girişi kocaman kayalar ve çalılıklarla örtülü olduğu için bulmak imkânsızdı. On metre kadar sürünerek ilerledikten sonra diken gibi dikitlerle dolu bir düzlüğe ulaşılırdı. Fenerlerin ışığında titreyerek parıldardı dikitler. Mağaranın sonunda ise dipsiz bir uçurum vardı.”
Saint-Jean Kilisesi
Selçuk Kalesi ile aynı tepede yer alan kilise, çevrede bulunan Bizans eserlerinin en ihtişamlısı. Dış görünüşü böyle hissetmenize neden olsa bile kilisenin içine adımınızı atar atmaz yanıldığınızı fark ediyorsunuz. İçerideki ruhaniyet sizi de etkisi altına alıyor…
Eski bir efsaneye göre Hz. İsa’nın 12 havarisinden biri olan Saint-Jean bu tepeye gömülür. Mezarın üzerine 4.yüzyılda ahşap bir kilise inşa edilmiş. Bizans İmparatoru Justinien döneminde ise mimarlar eşi benzeri görülmemiş bir kilise yapmak üzere işe girişmişler ve dediklerini de yapmışlar. Kiliseyi gören Efesliler bu benzersiz yapıya hayran kalmışlar.
Planı haç şeklinde düzenlenen yapıya batı kanadından giriyorsunuz. Doğu-batı şeridinde uzanan ana yapı 6 kubbeyle örtülü. Kilisenin sütunlarında ise hala İmparator ve İmparatoriçenin monogramları görünüyor.
|
|
| Şirince - Saint Johns Kilisesi |
İsabey Camii
Efes’in en yeni tarihi eseri İsabey Camii..
Cami, Saint-Jean kilisesinin bulunduğu tepenin batı yamacında yer alıyor. Beylikler döneminden de Osmanlı Mimarisinden de örnekler taşıyan camiyi, sunaklı avlusu ve mermer levhalarla kaplı batı cephesi oldukça zengin bir dekorasyon sahibi yapmış. Mütevaziliği ise ön cephedeki çifte merdiven ve anıtsal taç kapı ile aktarılıyor ziyaretçilerine.
Caminin bir diğer özelliği ise Türk Mimari örnekleri içinde ilk defa ikinci cemaat yerine sahip oluşu.
Üç tarafı revaklarla çevrili caminin ortasında bir de şadırvan bulunuyor. Doğu ve batı kısımlarına denk gelen giriş kaplarının yanlarında firuze rengi sırla kaplanmış tuğladan yapılmış iki minaresi var. Minarelerden sadece batı tarafında bulunanın bir kısmı korunabilmiş. Doğu cephesindeki duvar ise tamamen yıkılmış.
Esas camiye girmek için avluda bulunan üç kemerli kapıyı kullanıyorsunuz. Bu kısımda dört sütun üzerine oturtulmuş iki de kubbe var. Sütunlardan üç tanesinin başlığı stalaktitli Türk tarzı, diğeri ise Roma devrinden kalma kompozit tarzında yapılmış.
Kemerlerin sütunlara oturduğu bölümlerde ise ayetler yer alıyor…
|
|
| Şirince - İsabey Camii |
Yedi Uyuyanlar Mağarası
Hristiyanlığın ilk dönemlerinde Roma İmparatorları tarafından yeni dine inananlara şiddetli baskılar uygulanıyordu. Efsaneye göre ise “Yedi Uyurlar” dönemin ilk hristiyanlarındandı.
Bu zulümden kaçarken yolda karşılaştıkları bir çobandan yardım istemiş, ardından çobanı da kendi taraflarına alarak saklanmak üzere çobanın bildiği bir mağaranın yolunu tutmuşlar. Mağaraya ulaştıkları zaman çobanın köpeği konuşmuş ve " Benden korkmayın, ben Tanrı’nın ve sizin dostunuzum, siz uykudayken bekçilik yaparım" diyerek onların mağarada içreli rahat bir biçimde saklanmalarını sağlamış. Kısa bir zaman sonra olayı fark eden halk ise mağaranın girişini örerek onları ölüme terk etmiş. Böylece Yedi Uyuyanlar 200 yıllık uykularına dalmışlar. Yıllar sonra uyandıklarında acıktıklarını fark edip içlerinden birini şehre yollamışlar. 200 yıl öncesinin parasını uzattığı fırıncıdan o paranın kullanılmadığı öğrenmiş ve birkaç asır süren bir uykudan uyandıklarını fark etmiş. Olup bitenler halk arasında anlatılmaya başlandıktan sonra insanların ölümden sonra ki hayata olan inançları artar.
|
|
| Şirince - İsabey Camii |
Artemis Tapınağı
İlk mermer tapınak olan Artemis Tapınağı dünyanın yedi harikasından biri olarak kabul ediliyor.
Önceleri sadece bir altar olarak inşa edilen mabed M.Ö 6.asrın başlarında genişletilmiş. 4. asrın ortalarında Efes, Lidya hakimiyetine girince Hera Mabedi’nden daha ihtişamlı bir mabed yapmak için tekrardan bir yenilenme aşamasına girer. 120 yılda tamamlanan bu sanat abidesinin dünyanın yedi harikasından biri oluşu boşuna değildi elbet.
Mabed iki kez yanmış, ilk yangının ardından eski ihtişamına kavuşsa da ikinci yangının ardından tekrar bir onarımdan geçmeden günümüze kadar gelmiş.
Efes Müzesi
Vaktiniz varsa görmeden geçmemeniz gereken bir yer, ülkemizin en zengin ve modern müzelerinden biri, Efes Müzesi.
Selçuk’ta yer alan müzede St. Jean Kilisesi ve Belevi Anıt Mezarı’nda bulunan Miken, Arkaik, Hellenistik, Roma ve Bizans ve Türk dönemlerine ait parçalar sergileniyor.
Eserler aşağıdaki sırayla ziyeretçilerine sunuluyor.
Yamaç Evler ve Ev Buluntuları Salonu: Son 50 yıl içinde ortaya çıkarılmış olan Yamaç Evlerde bulunan ve birçoğu Roma Dönemine ait eserler yeralıyor.
Tıp ve kozmetik eserleri, günlük ev eşyaları, fotoğraflar, freskler ve daha pek çoğunu bu salonda bulunan vitrinlerde görebilirsiniz. Ancak en önemli üç eser salonun orta kısmında sergileniyor; Yunus üzerindeki Eros, Mısırlı Rahip ve Lysippos’un Eros heykelinin başı.
Çeşme Buluntuları Salonu: Efes’te bulunan Pollio, Trajan, Laecanus çeşmelerinde yapılan kazılarda bulunan eserler ise bu salonda sergileniyor. Zeus büstü, Afrodit heykeli, Odysseus- Polyphemos heykel grubu, bir kütüğe yaslanmış halde Dionysos ve bir dizi büstü salonun köşelerinde görmeniz mümkün. Dinlenen Savaşçı heykeli ise salonun orta kısmında bekliyor ziyaretçilerini.
Yeni Buluntular Salonu: Yeni bulunan eserler bir-iki yıl boyunca bu salonda sergilendikten sonra kendi bölümlerine aktarılıyorlar. Girişin sağında Hristiyanlık Dönemi’ne ait Bizans buluntuları sergilenirken, salonun sağ kısımda sikke ve ziynet eşyaları yer alıyor. Sol duvarı ise tiyatro maskeleri süslüyor. Salonun değişmeyen tek eseri Yamaç Evler’de bulunan fildişinden yapılma bir friz.
Bahçe: Yöre mimarisine uyum sağlayan bahçenin sağ tarfında lahitler, mezarlar, sunaklar ve yazıtlar var. Batı duvarında ise mezar ve adak taşları sergileniyor. Bahçenin ortasında bir de güneş saati bulunuyor.
Mezar Buluntuları Salonu: Bahçeden de girmenin mümkün olduğu bu salon mezar buluntuları için ayrılmış. Sağ duvarda bulunan çizimlerde Anadolu’daki gömme adetleri anlatılıyor. Sol kısmın ilk vitrininde St. John Kilisesi’nin önünden çıkarılan Miken mezarına ait küçük eşyalar, diğer bir vitrinde ise Efes ve civarında bulunan mezarlardan çıkan cam eşyalar sergileniyor. Orta kısımda ise mezar taşları yeralıyor.
Artemis Salonu: “Büyük Artemis” ve “Güzel Artemis” heykelleri tarafından karşılandığınız bu salonun vitrinlerinde Artemis Tapınağı’na ait buluntular sergileniyor. Artemis Tapınağı’nın kendisini süsleyen dört atlı arabanın atlarından birini de bu salonda görmeniz mümkün.
İmparator Kültü ve Portreleri Salonu: İmparator ve ailelerine ait büstlerin sergilendiği bu salonun en dikkat çeken noktası bazı büstlerin alınlarına çizili olan haçlar. Girişin sağındaki heykel Stephanos’a ait ,sol tarafta ise Hadrian Tapınağı ait resmin iki yanında aynı tapınağın orijinal frizleri sergileniyor.
Orta kısımda bulunan sunak ise Domitian Tapınağı’na ait ve üç frizli. Salonun çıkışına geldiğinizde ise İmparator Domitian’ın heykelinden parçalarla uğurlanıyorsunuz…

















