Kalbim Ege’de Kaldi (4)
Gönderildi: 01 Ağustos 2008 05:20 PM   [ Yok say ]  
Yeni üye
Rank
Toplam Mesaj:  4
Katıldı  2008-08-01

Kavala (Kabala)
Kavala’ya dogru cumartesi sabahi yola cikiyoruz. Mecburen ya da baska yol bulamadigimizdan, hala cok emin degilim, Selanik’i tekrar boylu boyunca kat ederek geciyoruz. Trafigin karsi istikameti inanilmaz kalabalik ve kilometrelerce kuyruk var. Belli ki tum Selanik ahalisi yaz aylarinda haftasonlarini Halkidiki’de geciriyor. Yolda kilise maketleri ile bol bol karsilasiyoruz.

Rahat bir yolculugun ardindan Kavala’ya ulasiyor ve rezervasyon yaptirdigimiz otele “iniyoruz”; gercekten iniyoruz cunku sehir bir tepenin yamaclarindan denize dogru kuruldugu icin duz yol bulabilmek icin sahil seridine dogru inmek gerekiyor. Otelimiz kirk yil once yapilmis ve oyle kalmis gibi duruyor. Prizler dahi 20. yuzyilin ilk yarisindan kalmis haldeler. Gercekten cok enteresan. Sehir ise konusu 60’larda gecebilecek bir filme dekor olabilir, hic de zorlanmaz. Tam siesta vaktine denk geldigimiz icin her yer bombos. Sehir terk edilmis gibi duruyor. Limanda, yakinlardaki Tasoz Adasina surekli vapur kalkiyor.

Kavala gezimizin gunduz etabi Mehmet Ali Pasa’nin koskunun de yer aldigi eski sehrin kuruldugu tepenin gezilmesiyle devam ediyor. Muhtemelen AB’den gelen ciddi bir fonla burayi restore etmisler, binalar piril piril, taverna ve kafeler adim basi. Luks bir otel de acmislar, gecesi 250 kayme Denizin ve limanin fotograflarini cekip tekrar “duze iniyoruz”.

Bu sefer ki amacimiz alisveris yapabilmek ama bu oldukca zor gozukuyor. Cunku saat aksamin yedisi olmus durumda ve acik dukkan bulabilmek gercekten imkansiza yakin. Ama unutmamak gerekir; soz konusu alisveris olunca kadinlarin gucu ve motivasyonu erkeklerinkinin on katina falan cikiyor. Sevgili zevcem bu tur durumlarda devreye soktugu kartal gozleriyle, karsi kaldirimda yuruyen amcanin elindeki Carefour posetini goruyor ve bizi amcanin geldigi yone dogru yonlendiriyor. Hakikaten de birkac dakika icinde Carefour’a ulasiyoruz, ustelik Carefour’un karsisinda da meshur Kavala Kurabiyelerini alabilecegimiz acik bir pastane de var. Bir tasla bircok kus vurmanin zevki ve sapkin bir kucuk burjuva istihasi ile posetleri cesitli guzel iceceklerle dolduruyoruz.

Yunanistan’daki son aksamimizi yine Yunanli arkadaslarla geciriyoruz. Geldigimizi haber verdigimiz son derece misafirperver ve sicakkanli iki hatun bizi Kavala’nin azicik disinda bulunan ve denize bir tepenin uzerinden bakan bir bara goturuyorlar. Frappe ve limonatalarimizi yudumlarken Yunanistan ve Turkiye hakkinda muhabbet ediyoruz. Muhabbetin ilerledigi bir noktada, gunlerdir merak ettigimiz soruyu arkadaslara yoneltiyorum: Nedir su yol kenarlarindaki kilise maketleri, ne maksatla konmuslar oraya? Yanit beklenmedigi olcude sasirtici: O maket kiliseler, trafik kazalarinda olen insanlar icin ve olenlerin yakinlari tarafindan, kazalarin oldugu yerlere dikiliyormus. Yani her maket kilise gordugumuz yerde olumlu bir kaza yasanmis. Bu gelenek Turkiye’de olsaydi, butun otoyollarin turbeye donusmesi isten bile olmazdi!

27 Temmuz Pazar gunu sabah saat dokuz gibi arabaya atlayip, alti gun once geldigimiz yollardan geri donuyoruz. Kuzey Yunanistan’da nerdeyse gezmedigimiz tek yerin ise, basta da yazdigim gibi dedemlerin yuz yil once terk ettikler sehir oldugunu Turkiye’ye epey yakin bir yerde fark ediyoruz. Gecirdigimiz alti gunden aldigimiz zevk ve duydugumuz mutluluk o kadar yogun ki bunda sorun edilecek bir taraf bulamiyoruz. Oglen ssatlerinde Ipsala’dan Turkiye’ye giris yaparken, geride ozlemle animsayacagimiz bir tatil kaliyor.

Sozun ozu, buradan cok da uzak olmayan bir mesafede, sicak, temiz, misafirperver ve medeni insanlarin yasadigi bir ulke var. Yedikleri de ictikleri de heyecanlari da tavirlari da oturmalari da kalkmalari da felaket derecede bize benzeyen insanlar onlar. Sanmiyorum ama varsa onyargilarinizi bir tarafa birakip oralari bir gormeye gidin derim.

Profil